Doğal seleksiyonun evrimleştirici gücü olduğu iddiasını ilk ortaya atan kişi, teorinin kurucusu olan Charles Darwin'dir. Kitabına verdiği isim, doğal seleksiyonun Darwin'in teorisinin temelini oluşturduğunu gösterir: Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon Yoluyla...

Darwin'den bu yana, doğal seleksiyonun canlıları evrimleştirdiğine dair tek bir bulgu ortaya konamamıştır. Bunun farkında olan evrimciler ise, başta yine Darwin olmak üzere, doğal seleksiyonun yeni bir tür geliştiremeyeceğini birçok kereler itiraf etmişlerdir.

Charles Darwin:

Teorimle ilgili güçlükler ve itirazlar şöyle sınıflandırılabilir: ...İkincisi; örneğin yapısı ve alışkanlıkları bakımından yarasa olan bir hayvan, çok farklı yapısı ve alışkanlıkları olan başka bir hayvanın değişiklik geçirmesiyle oluşabilir mi? Doğal seleksiyonun bir yandan zürafanın sinek kovmaya yarayan kuyruğu gibi pek az önemli bir organ ve öte yandan, göz gibi şaşılası bir organ türetebildiğine inanabilir miyiz?(Charles Darwin, Türlerin Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s.186)

Doğal seleksiyon teorisinin, kendim göremememe rağmen pek çok hata içerdiğini ileride anlayacağım.(Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, New York:D. Appleton and Company, 1888, s.10)


Alfred Russell Wallace:

Bu argümanı (doğal seleksiyonu) insanın gelişmiş yeteneklerini açıklamaya kalkışıncaya kadar ikna edici bulmuştum.(Roger Lewin, In the Age of Mankind, Washington D.C.: Smithsonian Books, 1988, s.26)


Profesör Stephen Jay Gould (Harvard Üniversitesi'nde Jeoloji ve Paleoantropoloji Profesörü ve 20. yüzyılın ikinci yarısındaki başlıca evrim sözcülerinden):

Paleontologlar (fosil uzmanları) Darwin'in iddiası için aşırı yüksek bir ücret ödediler. Biz kendimizi hayatın tarihi için tek dürüst öğrenciler olarak görüyoruz. Doğal seleksiyonu evrimin açıklaması için hala tercih etmekle bilgilerimizi o kadar kötü gösteriyoruz ki, araştıracağımızı iddia ettiğimiz süreçleri neredeyse hiç görmüyoruz.(Stephen Jay Gould, The Panda's Thumb, 1982, s. 181-182)

Darwinizm'in özü tek bir cümlede ifade edilebilir: "Doğal seleksiyon evrimsel değişimin yaratıcı gücüdür". Kimse doğal seleksiyonun uygun olmayanı elemesindeki negatif rolünü inkar etmez. Ancak Darwinist teori, "uygun olanı yaratması"nı da istemektedir.(Stephen Jay Gould, "The Return of Hopeful Monsters", Natural History, cilt 86, Temmuz-Ağustos 1977, s. 28)


Prof. Cemal Yıldırım:

Ne var ki, doğal seleksiyon kimi yönleriyle ne ilk ortaya atıldığında ne de bugün tartışma konusu olmaktan kurtulamamıştır. Teologlar bir yana, kimi biyologların da evrimi açıklamada bu düzeneği yeterince doyurucu bulmadıklarını biliyoruz.(Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık, Bilgi Yayınevi, Ocak 1989, s.36)

19. yüzyılda bilim adamları çoğunlukla çalışma odalarında ya da laboratuvarlarda kapalı kaldıkları, doğayı doğrudan tanıma yoluna gitmedikleri için canlıların salt savaşım içinde olduğu tezine kolayca kapılmıştır. Dünya çapında seçkin bir bilim adamı olan Huxley bile kendini bu yanılgıdan kurtaramamıştı.(Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık, s. 49)

Bilimsel açıdan bir başka eleştiri de canlı dünyanın bir çatışma bir var olma savaşımı olduğu savına ilişkindir. Gerçekten, organizmaların, özellikle ileri gelişmişlik düzeylerinde dayanışma, dahası "iş birliği" diyebileceğimiz davranışlar da sergilendiğini gösteren güvenilir pek çok gözlem ortaya konmuştur. Daha önemli bir üçüncü eleştiri doğal seleksiyonun açıklayıcı bir ilke olarak yetersizliğine ilişkindir. Buna göre, amipten insana uzanan tüm aşamalarında canlılar, fizik ve kimya çözümlemelerine elvermeyen olağanüstü bir düzen, ereksel (amaca yönelik) bir eğilim sergilemektedir. Bunun, rastlantısal varyasyonlar üzerinde mekanik bir düzenek olan doğal seleksiyonla açıklanması olanaksızdır. Örneğin insan gözünü ele alalım. Yapı ve işleyişi bu denli kompleks, ince ve yetkin dokunmuş bir organın, belli bir amaca yönelik hiçbir yaratıcı güç içermeyen salt mekanik bir düzenekle oluştuğu olası mıdır? Sanat, felsefe ve bilim çalışmalarıyla uygarlık yaratan insanın doğal seleksiyonla evrimleştiği yeterli bir açıklama olabilir mi? Annenin yavru sevgisini, hiçbir ruhsal öğe içermeyen "kör" bir düzenekle açıklamaya olanak var mıdır? Biyologların (bu arada Darwinistlerin) bu tür sorulara doyurucu yanıt verdiklerini söylemek güçtür, kuşkusuz. (Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık, s.185)


J. B. S. Haldane (Ünlü evrimci biyolog):

Şans varyasyonlarına dayanan doğal seleksiyonun kendi başına evrimi tümüyle açıkladığı düşüncesine katılmakta tereddütümüz var.(J.B.S. Haldane, Possible Worlds, London, 1927 (Cemal Yıldırım, Evrim Kuramı ve Bağnazlık, s.108)


J. Hawkes:

Kuşları, balıkları, çiçekleri vb. göz kamaştırıcı güzelliği salt doğal seleksiyona borçlu olduğumuza inanmakta güçlük çekiyorum. Dahası, insan bilinci öyle bir düzeneğin ürünü olabilir mi? Nasıl olur da tüm uygarlık nimetlerinin yaratıcısı olan insan beyni; Sokrates, Leonardo da Vinci, Shakespeare, Newton ve Einstein gibileri ölümsüzleştiren yaratıcılık "yaşam savaşımı" denen orman yasasının bize bir armağanı olsun?(J. Hawkes, "Nine Tentalizing Mysteries Of Nature," New York Times, no.33, 1957)





Roger Lewin:


Neo-Darwinizm'in temel özelliklerinden olan doğal seleksiyonun dengeleyici bir etkisi olabilir, fakat belirli bir yönde özelleşmeye ve gelişmeye bir katkısı olmaz. Birçok kişinin öne sürdüğü gibi yaratıcı bir kuvvet değildir.(Science, 1982, no: 217, s. 1239-1240)


Dr. Colin Patterson:

Hiç kimse bugüne kadar doğal seleksiyon mekanizmaları yoluyla yeni bir tür üretemedi. Hiç kimse böyle birşeyin yakınına bile yaklaşamamıştır.(Colin Patterson, "Cladistics", BBC, Brian Leek ile Röportaj, Peter Franz, 4 Mart 1982 )


Arthur Koestler:

Günümüzde eğitimli insanlar, Darwin'in gelişigüzel mutasyonlar artı doğal seleksiyonun sihirli formülü sayesinde tüm sorulara cevap bulduğuna inanmayı sürdürmektedirler. Rastgele mutasyonların konu dışı kaldığı ve doğal seleksiyonun bir kısır döngü mantığı haline geldiği gerçeğinden oldukça habersiz bir şekilde.(Arthur Koestler, Janus : A Summing Up, Vintage Books, 1978, s. 185)


Pierre Paul Grassé:

J. Huxley ve diğer biyologların evrimin doğal seleksiyon mekanizması aracılığı ile işlediği teorisi, demografik gerçeklerin, genotiplerin bölgesel dalgalanmasının ve coğrafi dağılımların bir gözleminden başka birşey değildir. Çoğunlukla ele alınan türler on binlerce sene hiç değişmeden kalmaktadır. Koşullara bağlı olarak meydana gelen dalgalanmalar, genlerin önceden değişmesiyle beraber ele alındığında evrime delil olarak kullanılamaz; bunun en güzel delili de milyonlarca yıldır hiçbir değişikliğe uğramayan yaşayan fosillerdir.(Pierre Paul Grassé, Evolution On Living Organisms: Evidence for a New Theory of Information, Academic Press, Ocak 1978)